Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Sohbet Mekanları | İletişim
Anasayfa
11,205

HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.

Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette,  لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur....

 

Okunan Yer: Lem'alar | Birinci Lem'a
Açıklayan: Sinan Yılmaz

Yorumlar ve Yorum ekle

  • acizim (*) - Sal, 03/01/2017 - 18:55
    SELAMUN ALEYKUM Ziyaretçi kardeşimizden Allah razı olsun.keşke tüm dersler böyle okunacak şekilde yazılı olsa. Bunun bir imkanı yokmu acaba ?
    Cevapla
  • Ziyaretçi (*) - Per, 03/11/2016 - 18:26
    Çok faydalı olan bu Sohbeti not almaya çalıştım, istifade olur diye paylaşmak istedim. Saffat 139-148: 139 “Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendi/ elçilerimizden biriydi.” 140” kaçak bir köle gibi, yüklü bir gemiye (binip) kaçmıştı”.. ebega- bir kölenin efendisinden izin almadan kaçması ; 141 : Gemide olanlar arasında kura çekilmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebepten denize atılmıştı. 142: O yaptığından ötürü pişman bir vaziyette/kendini kınar iken balık onu yutuverdi. 143-144: Eğer çok tesbih edenlerden/zikreden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.145: Bunun üzerine kendisi bitkin bir hâlde iken onu (ağaçsız- ıssız bir) alana attık. 146: Ve üzerine (gölge yapması ve ondan beslenmesi için) asma kabak (cinsin)den bir ağaç bitirdik. 147: Biz onu yüz bin nüfuslu bir şehre göndermiştik, hatta gittikçe nüfusları artıyordu da. 148: O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık. (Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.) Denize atılmış, deniz fırtınalı; gece: dağdalı ve karanlık, zifiri karanlık, bulutlar semayı kapatmış, ayın yıldızın ışığı ulaşamıyor, büyük bir balık onu yutmuş, her taraftan ümit kesik vaziyette o balığın karnında: Senden başka ilah yoktur, seni tesbih ediyoruz, muhakkak ki ben nefsine zulmedenlerden oldum duası ona süraten kurtuluş vasıtası olmuştur. Bu duadaki sır ne ki Cenabı Hak hemen icabet etmiş? Duadaki o ruhu anlayabilirsek, diğer dualarımızı da hayatlandırabiliriz. Ona yardım edebilecek ne varsa, tüm sebepler, birdenbire yok oldu (sukut etti), arkadaşım yetiş, koşun dersin ama Yunus as öyle bir halde ki onun sesini duyacak kimse yok, balığın karnından çıksa bile nereye gidecek. O halde ona necat verecek, nasıl bir zat lazım? Üçünü birden emrine musahhar eden bir zat onu sahili selamete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkarı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydası olmazdı. Niye? Sözleri balığa geçmez, sözleri denize geçmez, sözleri geceye ve semaya geçmez. Tüm dünya bile yardım etse, onların faydası olmazdı. Sebepleri icat eden, sebeplerin Haligı olan bir melce, bir sığınılacak yer olmadığını aynelyakin gördü: sır burada. Ya men la mefarra illa ileyh: ey kendinden başka firar edilecek kimse olmayan. Ya men melce illa ileyh: ey kendisinden başka iltica edilecek kimse olmayan, ya men za mefzea ileyh: ey kendinden başka sığınılacak hiçbir kimse olmayan, ya hayral mahrubin: ey kendisine kaçınılanların en hayırlısı, ben de diyorum, benim bilgimle Yunus as’ın bilmesi arasındaki fark ne? Esbaptan başka melce olmadığını aynelyakin görmek. Bendeki ilmelyakin, evet ben biliyorum Allah tüm yardımların sahibidir, yine halile dayanıyorum, Allah nimetini halil ile gönderir diyorum, tevekkülüm biraz kayboluyor. Aynelyakin görmüş, sırrı ehadiyet nuru tevhid içinde inkişaf etmiş. Bir Allah dostuna Hızır as karşılaşmış, seninle dost olmak isterim, o istemem demiş, o da şaşırmış niye ki? Herkes benle dost olmak isterken sen neden istemezsin? Allah dostu demiş ki: İtikadım şu: Aç kalsam, Allah beni doyurur, susasam, Allah beni içirir, hasta olsam, Allah bana şifa verir, bir musibete düşsem Allah beni kurtarır. Senle arkadaşlık yaparsam derim ki, Hızır yanımda aç kalmam, Hızır yanımda susuz kalmam, Allah’a yapmam gereken teveccühü sana yaparım, ya Hızır benim tevekkülümü bozma demiş. Allah’ın tevhidine iman, biz de iman ediyoruz, sebeplere yapışıyor, sebeplere tesir veriyor, sebeplerin sebebi Müsebbibül esbaptan gaflet ediyoruz. Yunus as balığın karnında kimse güvenecek, kime dayanacak, doğrudan cenabı Hakka münacat edecek, (22:16) Hangi yardım gelirse gelsin, Allah’ın hazinesinden geldiğini aynelyakin gördü. O duanın içine girdiğimizde tüm sebepleri sırtımızın ötesine atabilmek. O nuru tevhid ile (Allah’ın birliğinin nuru ile, tüm yardımlar ihsanlar O’ndan gelir), balığın karnını bir denizaltı gemisi hükmüne getirdi, deniz o nuru tevhid ile emniyetli bir sahra, bir gezinti yeri; semayı bulutlardan temizledi, kamer gözüktü, herşey dostluk yüzünü gösterdi. Kıssadan hisse çıkarmak yeteneği verilmiş Üstad Hz.’ne. Balığın karnındaki vaziyetten yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz, ben balığın karnında değilim, dalgalı bir denizde değilim, ışık da var gecede değilim. Ben nasıl Balığın karnındaki vaziyetten yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyim? Elimi kolumu sallayarak geziyorum. Gecemiz: istikbal, gaflet nazarıyla onun gecesinden yüz derece karanlık, acaba yarın başımıza neler gelecek, bizi neler bekliyor, toprağa gireceğiz, o karanlık mekânda ne yapacağız bir odada bile 2-3 saat sonra hava almak istiyoruz, dar bir mekanda ne yapacağız, sonra mahşer meydanına çıkacağız Allah bize nasıl muamele edecek, kulum mu diyecek yoksa benimle konuşma mı diyecek. Nazarı gafletle bakarsak karanlık olmuş. Bizim denizimiz: şu gezen yeryüzü, Hz.Yunusun denizinde kaç kişi boğulmuş, bizim denizimizde günde 350 bin insan ölüyor, 1 saatte 15.000 kişi ölüyor, 1 dakikada 250 kişi, dalga her dakikada 250 kişiyi hop götürüyor, 1 saniyede 50 kişiyi hooop götürüyor, biz sahilde dalgadan habersiz, denizden habersiz kumdan kaleler yapıyoruz, sağımızdaki solumuzdakiler 5-5-5… diye boğuluyor ama gören kim? Acaba o 15.000 kişiden, sabahleyin kalkıp, bugün ben bir dalga ile denizde boğulacağım diyen %1 varmıdır? Ölümcül bir hasta olması müstesna. Benim denizimin dalgası her dakikada 250 kişiyi boğuyor. Şimdi bizim denizimiz mi daha tehlikeli, yoksa Yunus aleyhisselamın denizi mi daha tehlikeli? Biz ne geceden haberdarız, ne denizden… Bundan da kötüsü var: Bizim hevayı nefsimiz hutumuzdur, balığımız nefsimiz, bizi öyle bir yutmuş ki, hayatı ebediyemizi sıkıp mahfına çalışıyor, öldürmek istediği de sadece cisim değil, işlediği günahlar sebebiyle ebedi hayatımızın mahfına çalışıyor. Bu hut, onu, Yunus aleyhisselamın hutundan bin derece daha zararlıdır, onun hutu dünyevi hayatı- 100 senelik hayatın mahfıdır, eğer ordan kurtarmasaydı Cenabı Hak, 100 sene daha mı yaşayacaktı onu mahfederdi, ama bizim hutumuz, bizim balığımız yüz milyon seneler hayatın mahfına çalışıyor. Ebediyete kıyasla bir milyon sene demek, denizde bir damla demektir. Cenabı Hak onun balığını ona denizaltı, denizi çarşaf gibi tertemiz bir sahil yapmış, geceyi bulutlardan temizlemiş ayı ona lamba yapmış, yıldızları kandil yapmış. Peki biz ne yapsak da Cenabı Hak bizim gecemiz olan istikbalimizi aydınlatsa? Biz ne yapsak da denizimiz olan şu yeryüzünün dalgalarında gafil gafil boğulmaktan kurtulup, kelimei tevhid ile hüsnü hatime etsek, biz ne yapsak da şu nefis balığının karnından bir kurtulsak? Çare nedir ey Üstad? Madem hakiki vaziyetimiz budur, Biz de Hz.Yunus aleyhisselama iktidaen ona cemaat olarak, ona tabi olarak, umum esbaptan yüzümüzü çevirmek (sır kelamda değil, umum esbaptan yüzümü çevirmek, mesele kelamda değil, mesele kelamın çıktığı gönül ) Umum esbaptan yüzümü çevirmeyi nasıl yapacağım? Hadis: Bunu bil: Tüm ümmet bir araya gelse, ufacık bir fayda vermek için, Allah’ın senin için yazmış olduğu şeyden başkasını sana ulaştıramaz. (Mesela bir bardak su verecek, eğer Allah o bir bardak suyu benim için takdir etmediyse bana içiremezler.) Sana ufacık bir zarar vermek için toplansalar, Allah’ın senin için yazmış olduğu zarardan başkasını sana zarar veremezler. Kader defterini yazan kalemler kaldırıldı ve sayfa kurudu, artık Cenabı Hakkın takdirinden başka bir şey olmaz. Hadisler bize bu tevekkülü vermiş.. Umum esbaptan yüz çevirme 2. Örnek: İmamı Azam Ebu Hanife evladıyla yan yana oturmuş, çatıdan bir yılan düşüyor, zerre miktar korkmuyor, ey babacığım hiç korkmadın mı? İmamı Azam hazretleri şu ayeti kerimeyi okuyor: “Gul la yusibena illa ma keteballahulena”.. : Allah’ın bizim için yazdığından gayrı birşey bize isabet etmez. Cenabı Hak, bu yılanla bana zarar vermeyi yazmamışsa, bu yılan tüm yılanlar toplansa bana zarar veremez, Allahın takdir etmiş olması müstesna, birşeyi yazmışsa da menfaatimize yazmıştır, rahmetiyle- hikmetiyle yazmıştır, dünyamızın ve ukbamızın saadeti için yazmıştır. Müminler sadece Allaha tevekkül etsinler. Arapça cümle kuruluşunda fiil-fail-meful gelir, bazen meful öne geçer burda öne geçmiş, öne geçince Sadece-Ancak ve ancak manası katar, Müminler sadece, ancak ve ancak Allaha tevekkül etsinler. Tevekkül: esbabı tesir sahibi bilmemek demek. Biz de Yunus aleyhisselama iktidaen, sebeplere yüz çevirip, sebeplerin yaratıcısı olan rabbimize iltica edip, La ilahe illa ente…. demeliyiz, tabi dilimiz zikrederken aklımız bambaşka yerlerde olmamalı. Zikirden murat ismi değil, ismi müsemması olan Zatı hatırlamaktır, eğer bir zikir yapılırken o zat hatıra gelmezse, o zikir boş olur. Bu teşbihe başlamadan önce aczimizi, bize yardım etmesini umduğumuz insanların aczini, zaafını, onların kendilerine bile yardım edemeyeceklerini düşünüp, doğrudan doğruya Cenabı Hakka yönelip, tüm sebepleri kenara atarak, aynelyakin anlamalıyız ki (üçüne de sözü geçen bir zat), istikbal-dünya-hevayı nefsin zararlarını def edecek o zat öyle biri ki: istikbal: tahtı emrinde, emri altında, dünya: tahtı hükmünde, hükmü altında, nefsimiz: tahtı idaresinde, böyle bir zata iltica etmek lazımdır. “Acaba Hâlık-ı Semâvat ve Arzdan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek? Ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak -hâşâ- Zât-ı Vâcibü’l-Vücuddan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izin ve iradesi olmadan imdad edemez ve halâskâr olamaz.” Hz.İbrahim aleyhisselam ateş içindeyken Cebrail aleyhisselam, Rabbim gönderdi, sormamı istedi, Ondan bir şey istiyor musun? Çekil ey Cebrail aramdan demiş, Cebrail aleyhisselamı bile vasıta yapmamış, onu bile sebep kabul etmiş, yüzünü ona bile dönmemiş, onu gönderen/yaratan/müsebbibül esbap olan Zata dönmüş.
    Cevapla
  • Engin Demir (*) - Cmt, 11/05/2013 - 21:00
    Sinan hocam Canab-i Allah ebeden sizlerden razi olsun
    Cevapla
  • E.Özer (*) - Cum, 10/05/2013 - 21:00
    Sinanabi sohbetlerini yurtdisinda büyük begeniltiyle izliyoruz. Mümkünse abimizim her hafta bir sohbetini ekleye bilirmisiniz? Cok faydalaniyoruz. Allah razi olsun .
    Cevapla
  • abdullah (*) - Cum, 10/05/2013 - 21:00
    maşallah işte bu............
    Cevapla
Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Popüler içerik