Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Sohbet Mekanları | İletişim
Anasayfa
4,913

Sonra هُوَ الَّذِى جَعَلَ لَكُمُ اْلاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا فِى مَنَاكِبِها âyeti hatırıma geldi ki, zemin musahhar bir sefine, bir merkûp olduğunu işaret ediyor. O işaretten, kendimi feza-yı kâinatta sür’atle seyahat eden pek büyük bir geminin yüksek bir mevkiinde gördüm. At ve gemi gibi bir merkûba binildiği zaman kıraati sünnet olan سُبْحاَنَ الَّذِى سَخَّرَلَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ âyetini okudum. Hem gördüm ki, küre-i arz, şu hareketle, sinema levhalarını gösteren bir makine vaziyetini aldı, bütün semâvâtı harekete getirdi, bütün yıldızları muhteşem bir ordu gibi sevke başladı. Öyle şirin ve yüksek manzaraları gösterdi ki, ehl-i fikri mest ve hayran eder. Fesübhânallah dedim, ne kadar az bir masrafla ne kadar çok ve büyük ve garip ve acip, âli ve gâli işler görülüyor!..

Okunan Yer: Mektubat | Üçüncü Mektup
Açıklayan: Dr. Ahmet Çolak

Yorumlar ve Yorum ekle

  • Ziyaretçi (*) - Pzt, 16/02/2015 - 20:10
    Rabbim ebden razı olsun
    Cevapla
Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Popüler içerik